25 Haziran 2026, Perşembe
14:05

Azerbaycan’da bir ilk: “Parfüm” xoreodrama türüyle tiyatroseverlerin karşısına çıktı

Azerbaycan’da bir ilk: “Parfüm” xoreodrama türüyle tiyatroseverlerin karşısına çıktı

Haber : Zeynep Abbasova

Azerbaycan’da bir ilk: “Parfüm” xoreodrama türüyle tiyatroseverlerin karşısına çıktı

"Parfümcü" adlı oyunun prömiyeri Haydar Aliyev Sarayı'nda gerçekleşti.

Dünya edebiyatının en çok okunan ve tartışılan eserlerinden biri olan Patrick Süskind'in "Parfümcü" romanından esinlenerek sahnelenen aynı adlı oyunun prömiyeri, ülkenin en etkili kültür mekanlarından biri olan Haydar Aliyev Sarayı'nda 21 Haziran'da yapıldı.

Azerbaycan'da ilk kez sahnelenen ve koreodrama türünde sunulan oyun, tiyatroseverler tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Oyunun yapım yönetmeni Oksana Rasulova, genel yapımcısı ve başrol oyuncusu Ziya Ağa, sahneleme ve dramaturji eserinin yazarı ise senarist-oyun yazarı Konul Mammadova'dır. Oyunun müzik bestesi besteci A. Bajramsky tarafından hazırlanmıştır. Yürütücü yapımcı Firudin İbrahimbeyli, bale ustası ve koreograf ise Onursal Sanatçı Mikayilov Junior'dur.

Oyundaki baş karakterleri tanınmış Azerbaycan tiyatro ve film oyuncuları canlandırdı. Jean-Baptiste Grenouille'i Ziya Ağa, Antoine Richie'yi Elşan Rustamov ve Giuseppe Baldini'yi Onursal Sanatçı Elnur Karimov oynadı. Diğer rollerde ise Asiya Şakayık, Nijat İlgar, Tural Rza, Zahra Paşazade, Elmin Giyaslı, Nargis Aliyeva, Gül Tiyatrosu, Afgan Sultan ve diğer oyuncular yer aldı.

Muhteşem sahne tasarımı, felsefi ve psikolojik diyalogları ve monologları, canlı oyunculukları, müzik ve koreografinin uyumuyla öne çıkan "Parfümcü" oyunu, Azerbaycan sahnesinde koreodrama türünün başarılı örneklerinden biri olarak hatırlanmaktadır.

Senarist ve oyun yazarı Konul Mammadova, "Parfümcü" oyununun fikri, çalışma yaklaşımı ve yaratım süreci hakkındaki düşüncelerini bizimle paylaştı.

Dünya edebiyatının incilerinden biri olarak kabul edilen, milyonlarca okuyucunun sevgisini kazanan ve yıllardır tartışılan Patrick Süskind'in "Parfümcü"sünü sahnelemek benim için hem büyük bir sorumluluk hem de gurur verici bir yaratıcı deneyimdi.

Bu esere yaklaşırken amacımız sadece ünlü bir romanı sahneye taşımak değildi. Olaylara psikolojik bir yaklaşımla yaklaştık ve Grenouille'i işlediği suçlardan ziyade, onu bu noktaya getiren nedenleri izlemeye çalıştık. Eserde Grenouille, 25 kızın katili olarak sunuluyor. Ancak biz ona bir suçlu olarak değil, iç dünyası paramparça olmuş, ruhsal yalnızlık, sevgi eksikliği ve çocukluk travmalarıyla boğuşan bir insan olarak yaklaştık.

Sevgi yoksunluğu içinde büyüyen, toplum tarafından kabul görmeyen ve sürekli dışlanmış bir insanın içinde oluşan boşluklar, sonunda onu trajediye götürür. Oyundaki amacımız suçluyu haklı çıkarmak değil, insan ruhunda oluşan uçurumun nasıl oluştuğunu göstermektir. Benim için Grenouille sadece bir katil değil, sevgi eksikliğinden dolayı insanlığını kaybetmiş bir insanın trajedisidir.

Umarım izleyiciler, Grenouille'nin eylemlerinden çok, yaşadığı ahlaki trajediyi hissedebilirler. Çünkü bu eser bize bir gerçeği hatırlatıyor: Çocuklukta alınan yaralar bazen bir insanın tüm kaderini belirler. Bu nedenle, çocuklarımızı sevgi eksikliğinden, ilgisizlikten ve ahlaki travmadan korumak hepimizin sorumluluğundadır. Bir insanı hayatta tutan, onu mükemmelleştiren ve insan yapan en büyük güç sevgidir.

Son olarak, bu sorumluluk gerektiren işi bana emanet ettikleri için White Roof Studio'ya ve oyunun yapım yönetmeni Oksana Rasulova'ya derin şükranlarımı sunmak istiyorum. Oyunumuzun, film kadar sevileceğine inanıyorum.